Mart ayının dert ayı olmasının yanı sıra bir başka özelliği daha var. O da Çanakkale Zaferi. Her yıl mart ayında milli duygularımız kabarır ve Çanakkale Zaferini kutlarız. İmkânı olanlar savaşın vuku bulduğu Gelibolu yarım adasına gider imkânsızlıktan doğan zaferi yerinde hatırlarlar.

Geçen gün, diyanetin cuma hutbesinde Çanakkale Zaferi ile ilgili konu açılınca içimden yazının başlığındaki cümle geçti: “ha,” dedim “demek Çanakkale sezonu açıldı”.  Çanakkale zaferi ile ilgili hepimizin söyleyecek bir şeyi vardır, hepimiz bu konuda çok doluyuz. Benim burada değinmek istediğim şey ise Çanakkale Savaşları hakkında söylemek istediğimiz çok şey olmasına rağmen bu konudaki bilgi yetersizliğimiz. Mesela bakınız, bu savaş neredeyse iki sene sürmesine rağmen hemen hepimiz 18 Mart’ı Çanakkale savaşının bittiği zaman olarak biliyoruz. Hâlbuki 18 Mart Sadece Deniz Zaferinin elde edildiği tarihtir. Asıl destan bundan sonra, yani denizden umudu kesen itilaf devletlerinin kara çıkarmasına girişmesiyle yazılmıştır.

canakkale savaşları

Öte yandan, her Çanakkale sezonunda olduğu gibi, bu kez de kitapçılarda Çanakkale kitapları ön raflara alınacak. Kitap demişken, Çanakkale hakkındaki kitaplar da iki ayrılıyor. Bir kısım hurafesiz (!) ve materyalist felsefeye uygun bilimsel araştırmalar, diğeri de hurafelerle dolu masallar. İlk kısımda yer alan kitaplar, Allah’ın yardımı ve savaştaki manevi gücü kesinlikle kabul etmezler. İkincisi ise dini duyguları sömürecek kadar metafizik olayları anlatırlar. Benim bu konudaki kanaatim ise Çanakkale savaşlarında Allah’ın doğrudan olmasa bile dolayı yardımı olduğu ve bir manevi gücün askerlerimizi tetiklediğidir. Zira Seyit onbaşının onlarca okkalık mermiyi savaşta kaldırıp savaş bittikten sonra kaldıramamasını nasıl açıklayacağız? Tamam psikoloji bilimiyle açıklanabilir. Fakat bunun, onbaşının çevresindeki askerlere yansıması  başka olmuştur. Bu olay manevi bir hal olarak yansımıştır.  Bizim için önemsiz bir ayrıntı, diğer birinin manevi bir güç hissetmesine neden olabilir.

Mesela, bir adam düşünün rüyasında, mavi ceketli bir adamın sokakta yürürken kendisine çarpacağını görüyor, sonra kırmızı ceketli bir adamın da kendisine selam verdiğini. Adam sabah kalkıyor ve önce mavi ceketli bir adama çarpıyor, sonra kırmızı adam sevaptır diye tanımadığı halde ona selam veriyor. Şimdi rüyayı gören adam için bunlar birer manevi olaydır ve adamın hayatını değiştirebilecek niteliktedir. Fakat ne kırmızı ceketli için, ne de mavi ceketli için bu olaylar hiçbir şey ifade etmez.

Konuyu gereksiz yere uzattım galiba. Sözün özü Allah için hiçbir şey zor değildir. Yeter ki biz materyalist gösteren gözlüklerimizi çıkaralım. Konumuza dönersek. Çanakkale Savaşları’nın dönüm noktalarını yazarak, yazımızı bitirelim:

3 Kasım 1914: İngiliz filosunun boğaza gelerek top atışına başlaması


18 Mart 1915: Bouvet ve Irresistible zırhlıların mayına çarparak batmaları. İnflexible’nin ağır hasar görmesi. : İtilaf donanmasının denizden başlattığı bombardımanın başarısız olması ve deniz harekâtının iptali.


25 Nisan 1915: İtilaf devletlerinin Seddülbahir ve Arıburnu’ndan kara harekâtına başlaması.


28 Nisan 1915: Birinci Kitre Muharebesi


1 Mayıs 1915: Türk Ordusunun Arıburnu Taarruzu


6–8 Mayıs 1915: ikinci kitre muharebesi


13 Mayıs 1915: Churchill ve Ficher’ın istifa etmesi.


25–26 Mayıs 1915: Trumph ve Majestic zırhlıların batırılması


4 Haziran 1915: Üçüncü Kitre Muharebesi


12–13 Temmuz 1915: Kerevizdere Muharebesi


6 Ağustos 1915: Kitre Bağları Muharebesi, Suvla Çıkarması,  Anzak ConkBayırı Taarruzu, Kanlısırt muharebesi


7 Ağustos 1915: Conkbayırı muharebesi, Kılıçbayır muharebesi


9 Ağustos 1915: 1.Anafartalar savaşı


21 Ağustos 1915: 2. Anafartalar savaşı


15 Kasım 1915: itilaf güçleri, kısmen geri çekilmeye karar verdi.


10 Aralık 1915: İşgalciler Arıburnu ve Anafartalar’dan geri çekilmeye başlandı


9 Ocak 1915: İşgalciler Seddülbahir’i de boşalttılar ve işgalci kuvvetin kalmamasıyla savaş bitmiş oldu.


Görüldüğü gibi, biz martın onsekizinde zaferi hatırlayıp iki gün sonra unuttuğumuzda savaş daha başlamamıştı bile. Eğer Çanakkale’nin gerçekten hatırlanması gerekiyorsa, yılın her ayından bir anısı var.


Yazımı Çanakkale Mahşeri (Mehmet Niyazı, Ötüken Neşriyat) adlı romanı tavsiye ederek bitiriyorum.

Anahtar Kelimeler: Tarih, çanakkale anıları, çanakkale menkıbeleri, çanakkale metafizik olaylar, çanakkale mistisizm, çanakkale savaş kronolojisi, çanakkale savaşları, çanakkalede allahın yardımı

mustasim billah , 17/03/2012-19:52 Facebook'ta Paylas