bir tas yemek

bir tas yemek ve mutluluk

 

Son haftalarda, sıkça karşılaşır olduğum bir durum var. Ekonomik krizden ötürü mü oldu yoksa bana mı yeni denk gelmeye başladı bilemiyorum. Sokakta yürüyorsunuz. İşinize, evinize gidiyorsunuz. Yolunuzu birden biri kesiyor. Kadın ya da erkek farketmiyor. Bir dakikanızı alabilir miyim, bakar mısınız faslından sonra başlıyor:

“Kusura bakmayın rahatsız etmek istemezdim. Fakat yolda kaldım. Hiç param kalmadı. Bana bir yol parası verebilir misiniz.”

Adam bunları söylerken o kadar soğuk kanlı o kadar sakin ki şaşırıyorsunuz. Ama sizi ikna etmeyi başarıyor. Sağ cebinizde ne kadar varsa veriyorsunuz ve yolunuza devam ediyorsunuz.

“Neydi bu şimdi? Kandırıldım mı? Enayi mi oldum. Günahı boynuna,” derken bir başka gün müdürünüzün sürdüğü arabayla bir sokakta seyrediyorken bir kadın kesiyor önünüzü. Camı açıyorsunuz. Kadın, ağlama ve telaş pozisyonunda:

“Ne olur Birkaç lira yardım edin, param yok, kız kardeşim falanca hastanede yatıyor,” diye feryat figan ediyor. Müdür benim kadar enayi değilmiş demek ki kadını dinlemiyor. Basıp gidiyoruz.

“Tiyatro,” diyor müdür. “Kadının söyledikleri doğru muydu acaba,” diyor benim iç ses. Versen bir türlü vermesen bir türlü.

Son olarak başka bir gün, akşam saatleri, yürüyerek eve geliyorum. Yaşlıca bir kadın, gözleri yaşlı. Oğlum bir iki lira verebilir misin diyor. Ama diğer ikisi kadar profesyonel değil. Gerçekten mazluma benziyor. Ya da en iyi yardımcı kadın dalında oscarlık oyun sergiliyor. Müdürümden gördüğüm haraketi tekrarlıyorum ve kadını "iplemiyorum". Geride kalıyor. Pişmanlık başlıyor. Ah be teyzeciğim gerçekten muhtaç mıydın yoksa. Keşke verseydim, kandırıyorsa günahı boynuna...

Ne yapacağız, nasıl anlayacağız gerçek ihtiyaç sahibini, sahtekarla muhtacı nasıl ayırt edeceğiz? Kurunun yanında yaş da yanıyor maalesef... Üniversitelerde fukara dili ve edebiyatı diye bölümler kurulsa keşke. Muhtaç analizine giriş-1 dersleri verilse. Böylece biz de anlardık gerçek ihtiyaç sahibini.

Kuran-Kerim, siz onları zengin sanırsınız* diyerek bize bir tüyo veriyor aslında. Fakat bu, bir mahallede yerleşik ve komşunuz olan fakirler için bir ayet sanki.

Biz, hiç tanımadığımız, yolda karşılaştıklarımızdan bahsediyoruz. Belki de bu yüzden, tanımadığımızdan ön yargılı bakıyoruz ve gerçekten yolda kalmış, zor durumda, ihtiyaç sahipleridir onlar.

Bilmiyorum Altan, Bilemiyorum..

---

* ...Gezip dolaşamazlar. Bilmeyen, utangaçlıklarından dolayı onları zengin sanır. Onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük edip insanlardan istemezler. Yaptığınız her hayrı Allah bilir. (bakara,273)

Anahtar Kelimeler: Anlama Çabası, yaşamdan

mustasim billah , 07/03/2009-15:51 Facebook'ta Paylas