Koşarak çıkıyorum yurttan, geç kaldım. Her perşembe olduğu gibi. Hoca hatırlamasa bari diyorum. Devamsızlığımda doldu dolacak. Durağa gidiyorum. Birkaç kişi kalmış, belli ki otobüsü kaçırdım diye düşünüyorum. Orda oturan amcaya otobüsü soruyorum ‘’5 dakikadan geçer yeğenim’’ diyor. Tam o sırada otobüs geliyor. Yine tepeleme insan dolu. Bulunduğum şehrin karakteristik özelliği bu, otobüslerinin içler acısı durumu.

Özellikle ramazanlarda filan kapı açılınca insan bile düşebilir. Neyse biniyorum, binerken arkaya sesleniyorum bide‘’biraz ilerler misiniz lütfen’’ şoför amcada sağolsun destekliyor beni. ‘’orta taraf arkaya doğru ilerleyin!’’ birkaç ses geliyor otobüsün içinden ‘’gel sen ilerle, yer yok kardeşim binmeyin artık’’ önde oturan –belli ki ortaokul öğrencisi- iki kız gülmeye başlıyor bu diyaloğa. Tabi bu arada ben ısrarla otobüse biniyorum.

Tam önümde aynaya baksa kendinden korkacak kadar makyaj yapmış bir kız var. Bağıra bağıra bir şeyler anlatıyor yanındakine. İstemesem de kulak misafiri oluyorum söylediklerine. Konuşmanın ana teması hayatın anlamı. Bilgisayarda yazılıp çıktı alınacak olsa çağımızda eğlence ve bunun yolları gibi de bir başlığı olur. Kız asıl cümleyi patlatıyor orda. Muhtemelen bu cümleyi ilk defada kurmuyor. Üzerinde düşünmüş ve emin olmuş bir filozof edasıyla söylüyor bunu ‘’eğlendiğin sürece yaşarsın, yaşadığın sürece eğlenmelisin.’’ Yanındaki de bu konuşmadan alacağı pek çok öğüt olduğunun farkında can kulağıyla dinliyor. Konuşmanın gerisini tam da duyamıyorum, ineceğim yere geliyorum.

Başta sadece buruk bir tebessüm bırakan bu cümlenin bende uyandırdığı etki zamanla vehametini artırıyor. Çünkü bu düşünce çağımızda çok büyük bir insan topluluğuna hükmediyor. Büyük bir kitlenin bu şekilde düşünmesi içler acısı bir durum. Bu cümle sinesinde bir amaçsızlık, hayatı anlamlandıramamanın getirmiş olduğu boşluğu silme çabası taşıyor. Bunu da yine en acı şekliyle yapıyor.İnsan beynini felç ederek. Ona yapacağı en büyük kötülüğü yaparak, yani düşünmesini engelleyerek.Zamanını bir şekilde doldurarak. Ama önemli olan bir şeyler yapmış olmak, zamanının boş vaktinin kalmaması. (Boş zamanın kalmaması, faydalı işler yapmak tabiî ki çok güzel bir şey. Ama buradaki amaç o değil, iyi, faydalı bir şey yapmak hiç değil.) Sadece zamanını doldurmak, ve bunu insanlarla paylaşmak. Sosyal olmak! biyerde. 

Aslında ne ilginçtir ki 21. yüzyıl insanı, teknoloji insanı, uzayçağı insanı ve daha bilmem ne gibi harikalıkların, zenginliklerin insanı çıkılmaz kuyular içine girmiş. Mutlu olmayı bile beceremiyor. Şekilci bir hayat yaşıyor, sanki etrafındaki insanlar çok önemliymiş gibi. Çünkü toplulukla hareket etmezse bir hiç olacağı kanısına varmış.

 

Acizlik , miskinlik damgası vurulmuş benliğine. Unutmuş.. Yüce Yaratıcının bizi yaratırken kendi ruhundan da üflediğini. İçindeki kudreti yok etmeyi başarmış..

Rahman ın göndermiş olduğu ilahi kitapta da insanoğluna defalarca sorduğu gibi ‘’..hala düşünmeyecek misiniz?’’

Anahtar Kelimeler: Anlama Çabası, Hikaye, Hayat Eğlenmekten mi İbaret, Hayat Nedir, Hayatın Anlamı Nedir, Hayattan Beklentilerimiz, İnsan Neyle Yaşar, İslamda Hayat Ölçüsü, Ne için Yaşıyoruz

huma , 22/01/2010-02:32 Facebook'ta Paylas